23 Ağustos 2010
Önce öz peygamberine ihânet eden, Tevhid bayraktarı Resûl ”Tûr-u Sînâ”ya çıkınca altundan buzağı yapıp ona tapmaya başlayan ve peygamber lânetine uğrayan, o..
Böylece, nebiler beşiği, üstün ırk İsrailoğulları içinden kopup, fesad ve hiyânet madeni yeni bir kavim hâlinde dölleşen, asıl Yahudiyi mayalandıran, artık hep öyle devam eden ve insanlığın başına belâ kesilen, o…
İçinden yetişmiş ve yeni ölçülerle gelmiş İsa Peygamberi dinsizlikle suçlayan, Romalylara gammazlayan ve Romalı askerlere kimin tutulacağını göstermek için havariler meclisinde onu yanağından öpmeye kadar alçalan (Yud’a Sem’um’un), o…
Derken babasız hak Peygamber Hazret-i İsa’nın hak dini içinden tahrif eden, yeni Peygamberi Allah’ın oğlu diye gösteren, ”baba – oğul – ruhulkudüs” küfrünü icad eden (Sen Pol), o…
Okumaya Devam Edin »
Kategori :
Yazılar
15 Ağustos 2010
Çocuktum. 6-7 yaşlarında var yoktum. Bir Ramazan günüydü. Çemberlitaşta oturduğumuz büyük konaktan sokağa çıktım. İleride, bir sehpaya oturttuğu tablasından çoluk çocuğa şeker meker satan birini gördüm. 10 para mı, 20 para mı, ne verdiğimi hatırlayamadığım bir horoz şekeri satın aldım. Şekeri eme eme konağa dönmek üzereydim ki, üzerime hamal kılıklı bir adam çullandı. Yarı ciddi, yarı şakacı bir edâ ile haykırdı:
-Şu bacaksıza da bak! Sokakta, elâlemin karşısında yiyor!
Ödüm patlamıştı sanki… Şekeri yere attım ve evime doğru koşmaya başladım.
Adam beni kapıya kadar kovaladı. Konağın açık kapısını bu herifin suratına çarparcasına kapatıncaya kadar adeta baygınlık geçirdim.
Okumaya Devam Edin »
Kategori :
Yazılar
23 Haziran 2010
Tohum saç bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!
Hey gidi küheylân koşmana bak sen!
Çatlarsan doğuran kısrak utansın!
Eski çınar şimdi Noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!
Ustada kalırsa bu öksüz yapı
Onu sürdürmeyen çırak utansın!
Ölümden ilerde varış dediğin
Geride ne varsa bırak utansın!
Ey binbir tanede solmayan tek renk
Bayraklaşmıyorsan bayrak utansın!
Kategori :
Şiirleri