<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="WordPress/abc" -->
<rss version="0.92">
<channel>
	<title>Necip Fazıl KISAKÜREK</title>
	<link>http://www.necipfazilkisakurek.org</link>
	<description>Yarın elbet bizim, elbet bizimdir; Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 15 Nov 2008 00:54:35 +0000</lastBuildDate>
	<docs>http://backend.userland.com/rss092</docs>
	<language>en</language>
	<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />

	<item>
		<title>Portre</title>
		<description>

Kaynak:  Büyük Doğu </description>
		<link>http://www.necipfazilkisakurek.org/portre.html</link>
			</item>
	<item>
		<title>Sakarya Türküsü - Video</title>
		<description> </description>
		<link>http://www.necipfazilkisakurek.org/sakarya-turkusu-videolu.html</link>
			</item>
	<item>
		<title>Yattığım Kaya</title>
		<description>Bu akşam o kadar durgun ki sular
Gömül benim gibi kedere diyor.
İçimde maziden kalma duygular
Ağla geri gelmez günlere diyor.

Ey gönül, gidenden ümidini kes!
Kaçan bir hayale benziyor herkes,
Sanki kulağıma gaipten bir ses
Buluşmalar kaldı mahşere diyor.

Enginden engine koşarken rüzgâr,
Bende bir yolculuk heyecanı var...
Yattığım kayaya çarpan dalgalar
Çıkıver bir sonsuz sefere diyor. </description>
		<link>http://www.necipfazilkisakurek.org/yattigim-kaya.html</link>
			</item>
	<item>
		<title>DESTAN</title>
		<description>
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden,

Çekiyor tebeşirle yekûn hattını âfet;
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!
Durum diye bir laf var, buyrunuz size durum;
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodurum!

Bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey,
Benim adım ...</description>
		<link>http://www.necipfazilkisakurek.org/destan.html</link>
			</item>
	<item>
		<title>Deli</title>
		<description>Mayın tarlasına düşmüş bir deliyim, hudutta;
Gözüm, sekizinci renk ve dördüncü buutta...

(1974)
 </description>
		<link>http://www.necipfazilkisakurek.org/deli.html</link>
			</item>
	<item>
		<title>40 DERECE</title>
		<description>Dizilirler ayakta,
Anne, baba ve kardeş.
Hayal, uzak, uzakta,
Eder fillerle güreş.

Başından kayar yastık,
Nura döner karanlık;
Sırlar çözülür artık,
Kırka çıkınca ateş...

(1931) </description>
		<link>http://www.necipfazilkisakurek.org/40-derece.html</link>
			</item>
	<item>
		<title>AÇ KAPIYI</title>
		<description>Aç kapıyı, haber var,
Ötenin ötesinden!
Dudaklarda şarkılar,
Kurtuluş bestesinden.

Biz geldik, bilen bilsin!
Gönül gönül girilsin,
İnsanlar devşirilsin,
Sonsuzluk destesinden...


(1949) </description>
		<link>http://www.necipfazilkisakurek.org/ac-kapiyi.html</link>
			</item>
	<item>
		<title>163&#8242;E 3 KAFİYE</title>
		<description>Dininde 163 yara açan ulus'un,
Günde 163 kez Cehennemde ulusun!
O'na deyin: Nemrutlar, su dökemez eline,
Küfür tarihinde sen, erişilmez ulu'sun!

(1965) </description>
		<link>http://www.necipfazilkisakurek.org/163e-3-kafiye.html</link>
			</item>
	<item>
		<title>Necip Fazıl&#8217;ın Nazım Hikmet&#8217;e Mektubu</title>
		<description>Nâzım Hikmet!
Nafile çabalıyorsun.
Sana kızmıyorum. Kızmıyacağım.
Hiç bir operatör, ameliyat masasından kendisini yumruklıyan kanserliye, hiç bir gardiyan, parmaklığı içinden kendisine deli diye bağıran çılgına, hiç bir hâkim darağacı önünde küfürler savuran mahkûma kızamaz.

Ben kendimi, ne kanser operatörü, ne deli gardiyanı, ne de ağır ceza hâkimi şeklinde görmüyorum. Fakat görüyorum ki her hareketim, ...</description>
		<link>http://www.necipfazilkisakurek.org/necip-fazilin-nazim-hikmete-mektubu.html</link>
			</item>
	<item>
		<title>AĞLAYAN ÇOCUKLAR</title>
		<description>Kafesli evlerde ağlar çocuklar,
Odalarda akşam olurken henüz.
O zaman gözümün önünde parlar,
Buruşuk buruşuk, ağlayan bir yüz.

Ne vakit karanlık kaplarsa yeri,
Başlar çocukların büyük kederi;
Bakınır, korkuyla dolu gözleri:
Ya artık bir daha olmazsa gündüz?

Gittikçe kesilir derken sedalar,
Gece, bir siyah el gözümü bağlar;
Duyarım, içime sığınmış, ağlar,
Bir ufacık çocuk, bir küçük öksüz…


(1924) </description>
		<link>http://www.necipfazilkisakurek.org/aglayan-cocuklar.html</link>
			</item>
</channel>
</rss>
