Necip Fazıl’ın Nazım Hikmet’e Mektubu
Nâzım Hikmet!
Nafile çabalıyorsun.
Sana kızmıyorum. Kızmıyacağım.
Hiç bir operatör, ameliyat masasından kendisini yumruklıyan kanserliye, hiç bir gardiyan, parmaklığı içinden kendisine deli diye bağıran çılgına, hiç bir hâkim darağacı önünde küfürler savuran mahkûma kızamaz.
Ben kendimi, ne kanser operatörü, ne deli gardiyanı, ne de ağır ceza hâkimi şeklinde görmüyorum. Fakat görüyorum ki her hareketim, seninle hiç de alâkadar olmadığı [...]
Aynadaki Yalan
Yalan,bu dünya,yalan…Aynadaki yalan…
Yalan ama,bir gerçeğin yalanı…Aynada gördüğün her şey o da,hiçbiri o değil…
Gerçeği olmayan yalan olabilir mi?…Doğru olmalı ki,yalan,kendisine sahte bir vücut bulsun…
Doğrusu olmayan yalan olamaz.”Var”ın arkasından”hiç” gelemez.
Sen aynada yol almaya ne bakıyorsun!..Devir o yol vermez sahtekarı da,ardında gizlediği gerçeğe ulaş!
O,yakınlığı haber vermek için yaratılmış mücella uzaklık…
Dünya her avizesine bir güneş yerleştirilse,bir kibrit başı nura [...]
Âhenk
Pencerem, karşı evin tahtapoşuna bakıyor… Karşı evin üst katında, çamaşır asmaya mahsus bir tahtapoş… Tahtapoşta, düz ve çapraz bir takım teller… Umumiyetle bu tellerde gördüğüm, gizlice konulup çabucak kaldırılan yorgun ve münzevi bir gömlek, öksüz ve mahzun bir çocuk fanilasından sonra, rüzgarın daimi ürpertileri ve bir çift kuştur… Evet, yalnız bir çift kuş… Bu bir [...]

