Necip Fazıl KISAKÜREK

Yarın elbet bizim, elbet bizimdir; Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir.

Bir iğne deliğinden deve geçer mi?

29 Haziran 2008

Bir iğne deliğinden deve geçer mi? Geçer!

Bir iğne deliğinden develer, dağlar ve denizler geçer.

İğne deliği kadar küçük göz bebeklerimizden nasıl bütün gökyüzü geçiyorsa, öylece bir iğne deliğinden her şey geçer.

Kategori : Sözleri

Bela

01 Haziran 2008

Ne var, ne var âlemde,
Belâ kadar çekici?
Örse benzer kellemde,
Belâların çekici.

Çiçeklik, bana ateş,
Bana pınar, karbelâ,
Koynumdan çıkmayan eş,
Suyum, ekmeğim belâ…

1972

Kategori : Şiirleri

Necip Fazıl’ı Yaşatan Ses

25 Mayıs 2008

necipfazil Necip Fazılı Yaşatan SesTürk şiirinin 20. yüzyıldaki en güçlü seslerinden biri olan Necip Fazıl Kısakürek, aramızdan ayrılalı 25 yıl oldu. Türkçeye yeni bir ses ve duyuş tarzı getiren Kısakürek, ölümünün üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen düşünce dünyamızı ve şiir dilini derinden etkilemeye devam ediyor.

Necip Fazıl “Türkçe duyuş”u yeniden inşa etmiştir. Şeyh Galip ile zirve yaparak hayatımızdan çekilen klasik şiirimiz, yeni hayata ve zamana denk düşemez hale gelmişti. Şeyh Galip’den sonra da iyi niyetli Divan şairleri bu şiiri yaşatmak ve gündemde tutmak için çaba sarf etmişlerdi. Tanzimat ile başlayan yeni dönemin havası başkaydı ve insanı ve hayatı dillendirecek yeni bir şiir dili bulmak zorundaydı. Yahya Kemal’e gelinceye kadar, bu dilin arayışlarıyla doludur şiirimiz. Ve ilk defa Yahya Kemal, Türkçe duyuşun sentaksını bulan şairdir bana göre. Ve bu buluş, Necip Fazıl ile beraber daha insanî, estetik ve psikolojik bir boyut kazanmıştır. Bir yandan Tekke şiiri, diğer yandan Fransız şiiri ile kurduğu temas, ondaki bu oluşumu mayalandırmış, şair mizacındaki keskin yaratılışla pekişerek şiir dünyamıza benzersiz bir yenilik getirmiştir. Aklı, yapısı, sesi, kelimeleriyle karışık olmayan, dupduru bir su gibidir yazmaya başladığı şiirler. 1924′te yazdığı Serseri şiiri bunun tipik bir örneğidir.
Okumaya Devam Edin »

Kategori : Haberleri