Necip Fazıl KISAKÜREK

Yarın elbet bizim, elbet bizimdir; Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir.

Aralık Kapı

01 Şubat 2008

Bu dünya bir kuyu, havasız çömlek
Daralıyorum!
Kelime, mânayı boğan bir gömlek
Paralıyorum!
ALLAH ismi varken lügat ne demek
Karalıyorum!
Kapımı, buyursun, diye o melek
Aralıyorum!

Kategori : Şiirleri

Benim manevi inkılap çerağımdı…

30 Ocak 2008

Rahmetli Üstad Necip Fazıl Bey ile tanışmadan önceki hayatımın hal-i pür melalini anlatarak satırları ve SÜTUN’umu doldurmak istemiyorum. Pusulasız bir gemi gibi nereye, niçin, ne zaman, nasıl gideceğini bilmeyen benim gibi 1940 doğumlu nesilden bir parça idim. Çok mazbut, inançlı, maneviyatçı bir ailenin, aynı özellikleri taşıyan ve yaşayan bir ferdi idim. Buna rağmen “yaşanmaya değer bir hayat”ın çelişkisiz (tezatsız) normlarından uzaktım. Daha doğru, net ve kesin bir ifade ile “dava şuuru”ndan mahrum, yaşıyordum. Çok başarılı bir talebelik hayatından sonra, “Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü”ne asistan olarak girmiş, ümitle, şevkle, gayretle “ilmi alan”da çalışıyordum.

Dünyam sadece iki boyutlu idi: Sağcılar ve solcular… Bu tasnifte “sağcılar” arasında olduğumun şuuru ve bir o kadar da rahatı içinde idim. Sağcıların da, solcuların da kendi içlerinde tam bir “aşure çorbası” olduklarını bilmiyordum.
Okumaya Devam Edin »

Kategori : Hakkında Yazılanlar

ÇİLE

26 Ocak 2008

Gaiblerde bir ses geldi: Bu adam,
Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
Ve uçtu tepemden birdenbire dam;
Gök devrildi, künde üstüne künde…

Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!
Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
Ok çekti yukardan, üstüme avcı

Ateşten zehrini tattım bu okun,
Bir anda kül etti can elmasımı.
Sanki burnum, değdi burnuna (yok)un,
Kustum, öz ağzımdan kafatasımı

Bir bardak su gibi çalkalandı dünya;
Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
Al sana hakikat, al sana rüya!
İşte akıllılık, işte sarhoşluk!

Okumaya Devam Edin »

Kategori : Şiirleri